100 TL ve üzeri tüm siparişlerinizde kargo ücretsiz!
0 Sepetim
Sepete eklendi
    Sepetinizde 1 ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Alışverişi Tamamla Alışverişe Devam Et

    Garage Blog

    Blog Menüsü
    Leave-in Treatment No.2 ile “Yıka-Sık ve Çık”

    Leave-in Treatment No.2 ile “Yıka-Sık ve Çık”

    İşte Bu Kadar Basit! 

    Bazı güzellik ürünleri vardır asla vazgeçemezsiniz, muadilini bulamazsınız, seyahate giderken unutursanız çok üzülürsünüz… İşte Garage Hair Repair serimizde yer alan Leave-in Treatment No.2 tam da böyle bir ürün. 

    Durulanmayan saç kremi kategorisinde yer alan Leave-in Treatment, bizim ürün serimize eklememiz açısından önemli bir üründü. Çünkü Garage Organics serisinde ya da Hair Repair serisinde banyoda kullanılan klasik bir saç kremi yok. Çünkü açıkçası saç kremi banyoda çok kısa süre saçta kalıyor ve çoğu zaman hatalı kullanılıyor. Kısacası fayda sağlayacağına zarar getirebiliyor. Saçı yumuşatma etkisi de çoğunlukla hemen geçiyor.  

    Leave-in Treatment ise saçınızda kalan bir ürün olduğu için etkisini de uzun süre koruyor. Uygulanması da çok pratik, banyoda beklemenize, uzun uzun saçınızdan durulamanıza gerek yok. (Ayrıca az su harcattığı için doğaya karşı da duyarlı diyebiliriz sanırım). Bu pratiklik hepimizin bol koşuşturma içinde geçen yoğun hayatları için çok önemli. Kimi zaman kendimizi ne kadar kadar şımartmak da istesek çoğunlukla böyle bir zaman bulamıyoruz.  

    Bu pratik ürünü en iyi anlatan 3 kelime YIKA-SIK ve ÇIK. Eskiden yıka ve çık sloganlı şampuanlar vardı hatırlarsanız ama onların da yumuşatıcı etkisi pek kalıcı olmazdı. Leave-in Treatment’ı banyondan sonra havlu ile kuruttuğunuz, hafif nemli saça sıkın ve çıkın. Saçınızı anında yumuşatır, kolayca kırılmadan taranmasını sağlar, daha önemlisi nemi içine hapsederek bakıma gün boyu devam eder ve ısı ile şekillendiriyorsanız zarar görmesini engeller. 

    Bu harika ürünün bir başka iyi yanı da inceltilmiş losyon yapısı ile saçı yağlandırmaması. İçerisindeki bitki özleri ve yağlardan oluşan besleyici kokteyl saç açma işleminde yıpranmış hatta bizim hamurlaşmış dediğimiz oldukça zarar görmüş saçlarda bile çok başarılı.  

    Hani elinizin altında her zaman güvenebileceğiniz, etkisinden emin olduğunuz, sizi asla yarı yolda bırakmayacak bir ürün istersiniz ya işte Leave-in Treatment o ürün. 

    Yani banyondan sonra Leave-in Treatment No.2’le YIKA-SIK ve ÇIK size yeter! 

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban

    Saç Bakımı Hakkında Bildiklerinizi Unutun 

    Saç Bakımı Hakkında Bildiklerinizi Unutun 

    Unutun, çünkü size alıştığınızdan çok farklı, saç bakımına dair yepyeni bir yaklaşımdan bahsedeceğim. Aslında benim için ve konuyu yakından bilenler için çok yeni değil ama aklınızdaki “neden benim saçlarım onca ürün kullanmama rağmen sağlıklı olmuyor?” sorusunun cevabı olabilir.  

    Bu zamana kadar saçlarınızı kuru, yağlı ya da karma olarak tanımladınız ve buna göre saç bakım ürünleri satın aldınız, kullandınız. Ama tahmin ederim çoğunlukla bir farklılık görmediğiniz için kısa süre içerisinde kullanmayı bıraktınız. Tabii ki hiçbir üründen anında bir mucize beklememek gerekir. Ama hepimiz az çok neyin iyi gelip gelmeyeceğini hızlıca kestirebilecek kadar ürün denemişizdir.  

    Bazı zamanlar sorun saçımızın cinsini yanlış tanımlamak olabilir. Mesela çok yağlı sandığımız saçlarımız aslında çok kurutan bir şampuan kullandığımız için kendini korumak adına fazladan yağ salgılıyor olabilir ya da çabuk kırılıyor dediğimiz saçlarımıza yumuşatmak için gerekli özeni göstermemiş olabiliriz.  

    Ama aslen Garage Organics markasını yaratırken aklımdaki yeni nesil saç bakım fikirlerinden size bugün biraz bahsedeceğim. Çünkü bunlar saç bakımı adına oyunun kurallarını değiştiren fikirler bence. Aynı zamanda benim markamın da neden bu kadar az üründen oluşan sade bir seri olduğunu da açıklıyor.  

    Ana fikir saçınızı kuru/yağlı /karma vs. diye sınıflandırmak yerine kök, orta ve uç bölümlerin farklı ihtiyaçlarının farkına vararak ona uygun olarak bakım yapmak. Yani bizim Studio’larda geçen adı ile #multimasking ya da #layering.  

    Tüm saçların kök kısımları en yeni ve en sağlıklı bölümleridir. Bu bölgedeki saçlar ayrıca saç derisindeki yağ tarafından korunur yani biraz daha yağlı bir dokuya sahiptir ve çok az işlem görmüştür. Orta kısımlar ise biraz yağını ve sağlığını kaybetmiş, daha olgun ve daha çok işlem görmüştür. Uç kısımlar ise en çok föne, ısıya, taramaya, renklendirmeye ve açma vb gibi işlemlere maruz kalmış ve en yıpranmış, incelmiş bölümlerdir.  

    Biz saçımızı yağlı veya kuru diye genel olarak sınıflandırdığımızda saçın en dibinden ucuna kadar aynı ürünü kullanırız ama belki de diplere o ürün çok yoğun gelir ya da uçlar için çok zayıf kalır. Bu nedenle doğru olan saçı diklemesine değil de yukarıdan aşağı doğru enlemesine bölümlere ayırarak ürün kullanmak olmalı. 

    Eğer saçlarınızın kök kısımları ve kafa deriniz gerçekten çok yağlı ise Garage Organics Pure Aloe ile yağ dengesi sağlayabilirsiniz. Orta kısımlarda ve uçlarda nemi geri kazandırmak için derinlemesine besleyen bitkisel yağlar içeren ama ince bir formüle sahip Hair Serum ile maske yapabilirsiniz. Eğer kök kısımlarınız kuru ve egzamadan rahatsız ise Hair Serum’u kullanmaya kökten başlayın. Eğer uç kısımlar çok yıpranmış ise o zaman saçı adeta yoğun bakım ünitesine alan Hair Balm saç merhemimizi kullanın.  

    Yani size önerim artık saç bakımına dair bildiğiniz ve sizi bir türlü hayalinizdeki sağlıklı saçlara ulaştırmayan klişelerden kurtulun yeni nesil #multimasking akımı ile tanışın.  

    Garage Organics ürünlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi almak için lütfen tıklayın.

     

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban 

    Yeni Yılda Önce Kendinizi Ödüllendirin! 

    Yeni Yılda Önce Kendinizi Ödüllendirin! 

    Yılbaşı dönemi; hepimizin yeni yılın getireceği mutlu günlere ve başarılara umutla baktığımız, senenin en özel dönemlerinden biridir. Bu günlerde bir taraftan tatlı bir telaşla sevdiklerimizi mutlu edecek hediyeleri seçeriz bir taraftan da kendimize dair yeni yıl kararları almaya başlarız.  

    Daha çok spor yapmak, sevdiklerimize zaman ayırmak, daha fazla kitap okumak gibi kararların yanı sıra yeni yıla girerken dış görünüşümüzde de bazen küçük, bazen köklü değişiklikler yapmak isteriz. Tabii konu dış görünüşümüz olunca saçımız en çok dikkat çeken yanlarımızdan olduğu için kuaförün yolunu tutarız.  

    Saçınızı değiştirip de çok mutlu olduğunuz bir anı hatırlayın. Kendinizi daha güzel, daha güvenli hatta dinamik hissetmemiş miydiniz? İşte biz sizi o mutlu ana geri götürmek istiyoruz. Kısacası 2020’e girerken önce kendinizi ödüllendirin.  

    Bunun için size harika bir sürprizimiz var! 20 Aralıktan başlayarak yıl sonuna kadar Garage Organics websitemizden yaptığınız tüm 200 TL ve üzeri alışverişlerde paketinizden Garage Hair Repair Studio’larda kullanmak üzere %20 indirim kuponu çıkıyor!  

    Mutluluk garantili bir değişim için gelin önce size en yakışacak rengi ve modeli belirleyelim. Yeni yıla kendinizin en iyi versiyonu olarak girin! 

    Koskoca ve yorucu bir seneyi geride bırakırken inanın bunu hak ettiniz!  

    Şimdiden harika bir sene dilerim.

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban 

    Burası Garage Studio!

    Burası Garage Studio!

    Sizinle Garage Blog aracılığıyla saç bakımı, sezon trendleri, yeni nesil teknikler vb. gibi konularda birçok yazı ile görüş ve önerilerimi paylaştım ama bizi diğer kuaförlerden ve zincirlerden ayıran Garage Studio vizyonuna az değinme fırsatım oldu. Bugün size biraz Garage Hair Repair Studio zincir markamızdan ve bizi sektörden ayıran yanlarımızdan söz etmek istiyorum.  

    2015 yılında geçmiş deneyimimi ve sektörde eksikliğini hissettiğim bazı noktaları harmanlayarak Garage Hair Repair Studio’nun ilk şubesini açtım. Bugün 2019’un son günlerindeyiz ve Garage’ın tam 6 şubesi oldu. Ama şimdi biraz daha geriye sarıp baştan anlatalım.  

    2015 yılında hali hazırda belirli bir üne kavuşmuş bir kuafördüm ve çok eski dönemlerden beri doğallık benim bu meslekteki çizgim haline gelmişti. Hani en zoru doğal olanı yapmak, doğanın yaptığını taklit etmeye çalışmaktır ya, ben hep deneyerek yeni teknikler geliştirmeye çalışarak en doğalına ulaşmayı hedefledim, hala da öyleyim. Sektörde hissettiğim en önemli eksik de buydu. Çalıştığım salonlarda müşterimiz olan hanımlar hep daha doğal modeller, renkler tarif ediyorlardı. Ama sonuç, bizim mesleğe yerleşen tabiri ile “yapılı” oluyordu. Ve tabii çoğu zaman mutlu eden bir yapılı da olmuyordu. Kuaförden mutsuz ayrılan birçok müşterimiz vardı. Ya da ilk başta mutlu ayrılsa da çok farklı bir renk ya da kesim zamanla ona sorun oluyordu. Mesela çok az zamanı olan bir iş kadınına çok açık sarı bir renk uygulamak gibi. Kuaförünü istediği ya da gerektiği kadar sık ziyaret edemiyordu ve bakımsız gezdiği için aynaya bakmak istemiyordu. Bir bakıma hayatını negatif etkiliyordu bu durum.  

    Ben Garage Hair Repair Studio’yu kurarken istedim ki tüm bu hatalı uygulamaları onarayım, insanların saçlarına sağlıklı parlaklığı geri kazandırayım. Garage ismi de bu onarma misyonundan geliyordu zaten. Hem kolay kullansınlar, hem sonuçtan mutlu olsunlar hem de eğer hayat tarzlarına uymuyorsa sürekli kuaföre gelme zorunlulukları olmasın. Tabii bu meslektaşlarım arasında biraz kendi ayağıma sıkıyormuşum izlenimi vermiş olabilir. Ama hangi ilişkide olursa olsun birini bir şeyi yapmaya zorlamak o ilişkinin sonunu hiç hoş getirmiyor. Ben istedim ki herkes mutlu ayrılsın. Kendine uyan, hayatının gidişatına uyan zamanlarda kuaföre gelsin ve tekrar mutlu olarak çıksın.

    İşte bugün artık ünü beni ya da kuaför salonlarımızın sınırlarını aşan çeşitli uygulamalar da bu sırada çıktı. Brushlight, Facelight, Ombre, Sombre, Transparan, Pigmentasyon, Sakinleştirici Bakım bunlardan bazıları.  

    Garage Hair Repair Studio’da dikkat ettiğimiz en önemli prensiplerden biri dürüst olmak. Yani size yapamayacağımız, sonucu başarılı olmayacak bir şeyin sözünü vermemek. Bu nedenle öncelikle sizi doğru tanıyabilmemizi sağlayan Kişisel Danışmanlık randevu sistemini oluşturdum. 20 dakika kadar süren birebir görüşmelerde önce sizi, renklerinizi, beğenilerinizi, yüz hatlarınızı, giyim zevkinizi ve hayat stilinizi az çok anlamaya çalışıyorum. Böylece hani yukarıda bahsettiğim saçı açık sarı yapılan iş kadını gibi mutsuz olmayın istiyorum. Sizin için tüm bu parametrelere bakarak en doğru olan uygulamalar konusunda ok’leşelim ve öyle işe başlayalım. Bu bizim salonlarımız için çok başarılı bir metod oldu. Hatta sektörün önde gelen, uluslararası saç bakım markalarının dikkatini çekti. Böylece dünyayı gezmeye başladığımız masterclass turlarıyla çalışma sistemimizi yabancı meslektaşlarımıza anlatmaya başladık.  

    Garage Hair Repair Studio’nun bir başka özelliği de saçınızın sağlını ön planda tutarak minimum müdahale ile maksimum sonuç hedeflemek. Bu yine çok çalışıp, deneyerek zamanla geliştirdiğimiz tekniklerle mümkün oluyor. Ayrıca fark ettiyseniz genel olarak menümüzde bulunan uygulama adları da bize özel. Çünkü sektörde bilinen teknikler aynı isim altında o kadar farklı uygulanıyor ki akıllar karışıyor. Bizim menümüzden seçilen bir teknik herkes için, tüm salonlarımızda, standart olarak uygulanır (saç tipindeki farklılar göz önüne alınarak) ve aynı sonuçlar alınır. Bu konuda aynı Starbucks ya da başka zincir markalar gibi olmaya özen gösteriyoruz.  

    Kısacası Garage Hair Repair Studio zinciri 4 yıl içinde dev adımlarla büyüyen hatta içerisine Türkiye için bir ilk olan kendi saç bakım markasını da sığdıran ve gelişimiyle bana gurur veren yeni nesil bir kuaför markası.  

    Eğer daha önce hiç misafirimiz olmadıysanız sizi de en yakın zamanda salonlarımızdan birinde görmek ve Garage dünyası ile tanıştırmak için sabırsızlanıyorum!

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban 

    Hamilelik Dönemi ve Saçlar 

    Hamilelik Dönemi ve Saçlar 

    Hayatımda kendimi en mutlu hissettiğim anlardan biri oğlum Kaan Ali’nin dünyaya geldiği andı. Unutulmaz ve tarif edilemez bir his ve asla geçmiyor. Eylül ayında kendisinin 5. doğum gününü kutladık. O tarifsiz mutluluk hali hala devam ediyor.  

    Tabii hamilelik de eminim çok mutlu geçiyordur fakat saçlarınız ile ilgili çok soru oluyor kafanızda. Bu çok normal çünkü boyalar, çeşitli bakımlar hatta fön hakkında bile çoğu zaman medyada ya da kulaktan kulağa riskli olduğuna dair bilgiler yayılıyor. Fakat müşterilerimizin genel isteği de hamileliklerini bakımlı geçirebilmek. Özellikle saçlarında beyazlama olanlar için bu dönem zor geçebiliyor.  

    Öncelikle bana göre genel kural en az işlem ile bu dönemi geçirebilmek olmalı. Yani eğer yaptırmak zorunda değilseniz, saçınıza dokunmayabilirsiniz. Ama eğer saçlarınızda beyazlar varsa ve aynaya baktığınız zaman kendinizi kötü hissediyorsanız ya da beyaz olmasa bile bu hayat rutininizde varsa sık sık kuaföre giderek mutlu olan biriyseniz, biliyorsunuz bu dönem için psikolojiniz de çok önemli.  

    O zaman sizin için en az riskli işlemleri belirlemeli ve bu süreci iyi bir şekilde geçirmenizi sağlamalıyız. Öncelikle uzmanların en dikkat ettiği dönem ilk 3 ay diye biliniyor. Fakat Amerikan Sağlık Örgütü’nün konu hakkında makalelerini okuduğunuz zaman kullanılan ürünlerin saç derisine nüfuz etmesi ile ilgili büyük bir sakınca görmediklerini asıl önemli olanın kimyasal malzemenin solunması olduğunu görebilirsiniz. Yani iyi havalanan bir ortamda yapılan saç işlemleriyle ilgili pek bir sorun görülmüyor. Kuaförünüzden size işlem yapılacak mekanın çok iyi havalandırılmasını talep edebilirsiniz. Bu, Garage Studio’ları için önemli bir hizmet standartıdır. Hamile ya da değil tüm müşterilerimiz için işlem yapılan alanın en iyi şekilde havalandırılmasına dikkat ederiz.  

    İşte Hamilelik Dönemi İle İlgili En Çok Gelen Sorular ve Cevapları! 

    Hamilelik döneminde beyazlayan saçlarım için en zararsız uygulama nedir? 

    Hamilelik döneminde beyazlayan saçlarınız için yaptırabileceğiniz en masum renklendirme işlemi transparan boyadır. Garage Studio’ların menüsünde uzun süredir bulunan bu popüler uygulama aslında saçındaki beyazı daha doğal kapatmayı tercih edenlerin yıllardır tercihi. Bu özel teknik ile az kimyasal kullanılarak hazırlanan boya formülü sayesinde saçınızın beyazlarını %60-70 oranında kapatabiliyoruz.  

    Saçımda röfle vardı, hamilelik döneminde nasıl devam etmeliyim? 

    Röfleyi dipten uygulamak yerine diplere dokunmadan, doğal saç renginiz ve röfleli alan arasında iyi bir geçiş işlemi ile iki rengi birbirine homojen olarak bağlayabiliriz. Böylece doğal renginize geçerken sert bir dönüş yaşamazsınız.  

    Saçımda açık renk boya var diplerimi nasıl uydurabilirim? 

    Saçınızın tamamında açık bir ton varsa saç dipleriniz ve diğer kısımların renklerini birbirine yaklaştırmak için pigmentasyon uygulamamız var. Böylece doğal dip rengi ile boyalı alan arasında natürel bir uyum yakalayabiliyoruz.  

    Hamilelik döneminde fön çektirmenin zararı var mı?  

    Hamilelik dönemi ya da değil yoğun ısı veren uygulamalar ile saçınıza her zaman zarar verebilirsiniz. Size önerim saçınıza sıcak bir işlem yapılacaksa (fön, maşa vs.)  derecenin 150’nin üzerine çıkmaması. Biz bunun için 150 derecede bile harika saçlar yapmamızı sağlayan Dyson Supersonic serisi ile çalışmaya özen gösteriyoruz.  

    Hamilelik sırasında hangi saç bakımı ürünleri kullanılabilir? 

    Bu dönemde düzenli saç bakımı yaptırarak saçınızın renginin solmasını engelleyebilir, boya renginizi daha uzun kullanabilirsiniz. Yani az işlem yaptırmak için hamilelik döneminde düzenli saç bakımı yaptırmak iyi bir taktik olabilir. Bunun için size önerim formülünde hiçbir zararlı kimyasal içermeyen, Cosmos Organic sertifikalı Garage Organics saç bakım ürünlerini tercih etmeniz. Garage Studio’larında da bu ürünler ile organik saç bakımı deneyebilirsiniz.  

    Son bir ekleme de yine Garage Studio’larında Garage Organics vücut serini kullanarak manikür ve pedikür yaptırabilirsiniz. Bize gelen hamile müşterilerimiz özellikle ayak ve bacak bölgesindeki şişmeler ve kas ağrıları için Garage Organics Relief Lotion ile yaptığımız pedikür uygulamamızdan çok mutlu oluyorlar. Denemenizi tavsiye ederim. 

    Tüm bu işlemler ve daha fazlası için hamileliğiniz süresince sizi Garage Studio’larında ağırlamaktan mutluluk duyarız!  

    Umarım harika bir hamilelik dönemi geçirir, çocuğunuzu sağlıkla kucaklarsınız :) 

    Sevgilerimle,

    Ahmet Coban