100 TL ve üzeri tüm siparişlerinizde kargo ücretsiz!
0 Sepetim
Sepete eklendi
    Sepetinizde 1 ürün var
    Sepetinizde 1 ürün var
    Toplam
    Alışverişi Tamamla Alışverişe Devam Et

    Garage Blog — Ahmet Çoban

    Blog Menüsü
    Leave-in Treatment No.2 ile “Yıka-Sık ve Çık”

    Leave-in Treatment No.2 ile “Yıka-Sık ve Çık”

    İşte Bu Kadar Basit! 

    Bazı güzellik ürünleri vardır asla vazgeçemezsiniz, muadilini bulamazsınız, seyahate giderken unutursanız çok üzülürsünüz… İşte Garage Hair Repair serimizde yer alan Leave-in Treatment No.2 tam da böyle bir ürün. 

    Durulanmayan saç kremi kategorisinde yer alan Leave-in Treatment, bizim ürün serimize eklememiz açısından önemli bir üründü. Çünkü Garage Organics serisinde ya da Hair Repair serisinde banyoda kullanılan klasik bir saç kremi yok. Çünkü açıkçası saç kremi banyoda çok kısa süre saçta kalıyor ve çoğu zaman hatalı kullanılıyor. Kısacası fayda sağlayacağına zarar getirebiliyor. Saçı yumuşatma etkisi de çoğunlukla hemen geçiyor.  

    Leave-in Treatment ise saçınızda kalan bir ürün olduğu için etkisini de uzun süre koruyor. Uygulanması da çok pratik, banyoda beklemenize, uzun uzun saçınızdan durulamanıza gerek yok. (Ayrıca az su harcattığı için doğaya karşı da duyarlı diyebiliriz sanırım). Bu pratiklik hepimizin bol koşuşturma içinde geçen yoğun hayatları için çok önemli. Kimi zaman kendimizi ne kadar kadar şımartmak da istesek çoğunlukla böyle bir zaman bulamıyoruz.  

    Bu pratik ürünü en iyi anlatan 3 kelime YIKA-SIK ve ÇIK. Eskiden yıka ve çık sloganlı şampuanlar vardı hatırlarsanız ama onların da yumuşatıcı etkisi pek kalıcı olmazdı. Leave-in Treatment’ı banyondan sonra havlu ile kuruttuğunuz, hafif nemli saça sıkın ve çıkın. Saçınızı anında yumuşatır, kolayca kırılmadan taranmasını sağlar, daha önemlisi nemi içine hapsederek bakıma gün boyu devam eder ve ısı ile şekillendiriyorsanız zarar görmesini engeller. 

    Bu harika ürünün bir başka iyi yanı da inceltilmiş losyon yapısı ile saçı yağlandırmaması. İçerisindeki bitki özleri ve yağlardan oluşan besleyici kokteyl saç açma işleminde yıpranmış hatta bizim hamurlaşmış dediğimiz oldukça zarar görmüş saçlarda bile çok başarılı.  

    Hani elinizin altında her zaman güvenebileceğiniz, etkisinden emin olduğunuz, sizi asla yarı yolda bırakmayacak bir ürün istersiniz ya işte Leave-in Treatment o ürün. 

    Yani banyondan sonra Leave-in Treatment No.2’le YIKA-SIK ve ÇIK size yeter! 

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban

    Saç Bakımı Hakkında Bildiklerinizi Unutun 

    Saç Bakımı Hakkında Bildiklerinizi Unutun 

    Unutun, çünkü size alıştığınızdan çok farklı, saç bakımına dair yepyeni bir yaklaşımdan bahsedeceğim. Aslında benim için ve konuyu yakından bilenler için çok yeni değil ama aklınızdaki “neden benim saçlarım onca ürün kullanmama rağmen sağlıklı olmuyor?” sorusunun cevabı olabilir.  

    Bu zamana kadar saçlarınızı kuru, yağlı ya da karma olarak tanımladınız ve buna göre saç bakım ürünleri satın aldınız, kullandınız. Ama tahmin ederim çoğunlukla bir farklılık görmediğiniz için kısa süre içerisinde kullanmayı bıraktınız. Tabii ki hiçbir üründen anında bir mucize beklememek gerekir. Ama hepimiz az çok neyin iyi gelip gelmeyeceğini hızlıca kestirebilecek kadar ürün denemişizdir.  

    Bazı zamanlar sorun saçımızın cinsini yanlış tanımlamak olabilir. Mesela çok yağlı sandığımız saçlarımız aslında çok kurutan bir şampuan kullandığımız için kendini korumak adına fazladan yağ salgılıyor olabilir ya da çabuk kırılıyor dediğimiz saçlarımıza yumuşatmak için gerekli özeni göstermemiş olabiliriz.  

    Ama aslen Garage Organics markasını yaratırken aklımdaki yeni nesil saç bakım fikirlerinden size bugün biraz bahsedeceğim. Çünkü bunlar saç bakımı adına oyunun kurallarını değiştiren fikirler bence. Aynı zamanda benim markamın da neden bu kadar az üründen oluşan sade bir seri olduğunu da açıklıyor.  

    Ana fikir saçınızı kuru/yağlı /karma vs. diye sınıflandırmak yerine kök, orta ve uç bölümlerin farklı ihtiyaçlarının farkına vararak ona uygun olarak bakım yapmak. Yani bizim Studio’larda geçen adı ile #multimasking ya da #layering.  

    Tüm saçların kök kısımları en yeni ve en sağlıklı bölümleridir. Bu bölgedeki saçlar ayrıca saç derisindeki yağ tarafından korunur yani biraz daha yağlı bir dokuya sahiptir ve çok az işlem görmüştür. Orta kısımlar ise biraz yağını ve sağlığını kaybetmiş, daha olgun ve daha çok işlem görmüştür. Uç kısımlar ise en çok föne, ısıya, taramaya, renklendirmeye ve açma vb gibi işlemlere maruz kalmış ve en yıpranmış, incelmiş bölümlerdir.  

    Biz saçımızı yağlı veya kuru diye genel olarak sınıflandırdığımızda saçın en dibinden ucuna kadar aynı ürünü kullanırız ama belki de diplere o ürün çok yoğun gelir ya da uçlar için çok zayıf kalır. Bu nedenle doğru olan saçı diklemesine değil de yukarıdan aşağı doğru enlemesine bölümlere ayırarak ürün kullanmak olmalı. 

    Eğer saçlarınızın kök kısımları ve kafa deriniz gerçekten çok yağlı ise Garage Organics Pure Aloe ile yağ dengesi sağlayabilirsiniz. Orta kısımlarda ve uçlarda nemi geri kazandırmak için derinlemesine besleyen bitkisel yağlar içeren ama ince bir formüle sahip Hair Serum ile maske yapabilirsiniz. Eğer kök kısımlarınız kuru ve egzamadan rahatsız ise Hair Serum’u kullanmaya kökten başlayın. Eğer uç kısımlar çok yıpranmış ise o zaman saçı adeta yoğun bakım ünitesine alan Hair Balm saç merhemimizi kullanın.  

    Yani size önerim artık saç bakımına dair bildiğiniz ve sizi bir türlü hayalinizdeki sağlıklı saçlara ulaştırmayan klişelerden kurtulun yeni nesil #multimasking akımı ile tanışın.  

    Garage Organics ürünlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi almak için lütfen tıklayın.

     

    Sevgilerimle, 

    Ahmet Coban 

    TV’ye Kadar Taşınan Ombre Konusuna Dair…

    TV’ye Kadar Taşınan Ombre Konusuna Dair…

    Geçtiğimiz günlerde üst üste birkaç mesaj aldım, hepsi aynı şeyi söylüyordu. Kuaförlükle ilgili TV programında bir yarışmacı Ombre’yi Türkiye’de ilk uygulayanın kendisi olduğunu söyleyince diğer bir yarışmacı da “orada dur, biraz ileri gittin, Ombre’yi ilk uygulayan Ahmet Çoban’dır” diyor. Videosunu izlemek beni duygulandırdı bunu da itiraf etmek isterim. Çünkü hem başarınızla anılmak güzel hem de bir meslektaşınızın tamamen kompleksten uzak olarak size övgüde bulunması nadir ve hoş bir şey. Beni az çok tanıyanlar, kötü rekabettense paylaşıma, destek olmaya ve iyi niyete ne kadar önem verdiğimi bilir. 

    Neyse Ombre konusuna geri dönersek… 

    Uygulamalarımız çok çeşitlendikçe Ombre geriye atıldı ya da Brushlight, Facelight gibi teknikler onun yerine aldı gibi geliyor belki ama Ombre hala benim göz bebeğim olan uygulamalardan. Benimle anılması da aslında bir tesadüf sonucu olmadı. Size hikayesini kısaca anlatmak isterim. 

    Bundan 7-8 sene önce iki renk uygulamalar konusunda biraz daha çalışmak gerektiğini düşünüyordum çünkü genelde uygulamaya alıştığımız teknikler istediğim kadar doğal olmuyordu. Çoğu zaman bant görüntüsü, sert geçişler, dikey olarak açık ve koyu tonların arası çok açık sonuçlar çıkıyordu. Ama baktığınızda doğada hiçbir şey tek renk değil ve içinde bu kadar keskin geçişler de yok. Degrade dediğimiz koyudan açığa giden bir görünüm var. Mesela sonbaharda rengi kızaran yapraklar, gün batımı… Ya da çocukken saçlarımızın güneşe verdiği doğal tepki gibi. 

    İşte tüm bunlardan çıkışla 2011 senesinde yeni bir tekniğin denemelerini yapmaya başladık. Artık kendimizi uygulamaya hazır hissettiğimizde de Ombre tekniğini müşterimizle tanıştırdık. Zamanla bir de “Sombre” gelişti. Sombre’nin açılımı aslında Soft Ombre. Yani daha yumuşak geçişler ve birbirine daha yakın tonlarla uygulanan bir Ombre versiyonu. Bir dönem sonra müşteri kitlemizin de yardımı ile organik olarak Ombre sosyal medyada ilk yayılan kuaför tekniklerinden biri oldu. Böylece Türkiye’de ismim Ombre’ye beraber anılmaya başladı. 

    Sonra hem Ombre’nin başarısından aldığım şevkle hem de daha gidilebilecek yolun olduğunu düşünerek denemelere devam ettim ve patentli fırçası ile Brushlight’tan Facelight’a, transparan boyadan Desert red’e ve kurşuniye birçok teknik ve renk geliştirdik. Ama beni sektörde çok farklı bir konuma getiren Ombre’nin markamın içindeki yeri her zaman çok ayrı olacak. 

    Sevgilerimle,

    Ahmet Coban

    Hayatını Güzelleştirmeye Saçlarından Başla! 

    Hayatını Güzelleştirmeye Saçlarından Başla! 

    Yeni sloganımızı nasıl buldunuz?  

    Garage Hair Repair’i kurarken, ilk başta aklımda insanların kuaförlerle ilgili duydukları mutsuzlukları silmek vardı ama sadece bu değil aynı zamanda daha fazlasını da vermeyi hedefledim. Ayrılırken yüzlerinde bir gülümseme olsun, gözlerini aynadan ayıramasınlar istiyordum. 

    Belki de bu nedenle Instagram’da paylaştığım karelerde de yüzlerindeki gülümsemeye odaklanıyor, arkadan ya da yandan çekilmiş fotoğraflardansa gülen yüzlerin olduğu kareleri hep daha çok tercih ediyorum. Hem bu kareler saçın uygulanan kişiye ne kadar yakıştığını da daha iyi gösteriyor. Yani yüzden yansıyan mutluluk hissi samimi oluyor.  

    Hani Cemal Süreya’nın ünlü dizeleri var ya “kahvaltının mutluluk ile bir ilgisi olmalı” oradan ilhamla bana göre “mutluluğun saçlarla bir ilgisi olmalı”. Çünkü uzmanların her zaman söyledikleri bir konu var. Mutluluk kendinizden memnun olmanızla başlıyor. Ayna karşısına geçtiğinizde eğer gördüğünüz hoşunuza gidiyorsa kendinizle barışık, mutlu, pozitif bir insan oluyorsunuz ve bu da çevrenize, ilişkilerinize, işlerinize yansıyor. Yani hayat güzelleşiyor.  

    Genel olarak güzellik endüstrisinin de yaratmaya çalıştığı bu değil mi zaten? Ama saçların yeri biraz daha özel. Sadece benim için değil bir insana baktığınızda ilk dikkat çeken kısmı o insanın saçları olduğu için. Bir düşünün, insanları tarif ederken ilk sıralarda saçlarından bahsetmez misiniz?  

    Bu nedenle hayatınızı güzelleştirmeye saçlarınızdan başlayın!  

    Sevgilerimle,

    Ahmet Çoban 

    Sık Sık Kullanıyorum Da Ne Demek İstiyorum: Geçiş Ne Demek?

    Sık Sık Kullanıyorum Da Ne Demek İstiyorum: Geçiş Ne Demek?

    Son dönemde Instagram’daki birçok post’umun altında aynı şey yazıyor fark etmişsinizdir: “Ombe, sombre, high/lowlight gibi işlemleri yaptırmak kolay, önemli olan renk geçişleri ve iki rengin birbirine olan ahengi.”  

    Sürekli yazmaktan ya da bana soranlara anlatmaktan sıkılmayacağım bir konu aslında GEÇİŞ. Yani renk uygulamaları arasında ek yeri gibi durmayan ya da bant görüntüsü yaratmayan homojen geçişleri sağlamak. Bu konunun üzerinde özellikle durmamın bir nedeni sadece saçlarını ombre gibi işlemlerle bölgesel olarak aydınlatmak isteyenleri ilgilendirmemesi. Doğru geçişler birçok işlem için önemli. 

    Diyelim ki saçınızda artık boya istemiyorsunuz ve natürel renginize dönmeye karar verdiniz. Ama bu çok zor bir karardır. Hatta o kadar sabır ister ki sırf sürece dayanması zor olduğundan kadınlar boyalarından vazgeçemez. Ama geçişlerin doğru şekilde bölgesel uygulaması ile aslında natürel köklerinizi rahatlıkla açılmış uçlarınıza bağlayabiliriz ve “doğala geçiş”i de rahat bir hale getirebiliriz.  

     

    Bu gönderiyi Instagram'da gör

    #röfle #gölge #highlight #lowlight #ombre #sombre #brushlight #facelight gibi işlemleri yaptırmak çok kolay önemli olan renk geçişleri ve iki rengin birbirine olan ahengi. . Applications like highlight ombre sombre ... are easy to achieve. The important thing is blending the colors harmoniously creating the right color transitions . #hairstyles#americansalon##layers#oneshot##modernsalon#lob#chop#highlights#undercut#blonde #imakevideos #transformationhair #btconeshot_haircut18 #behindthechair#cosmoprofbeauty #sonbaharrenkleri .#sakinleştiricibakım .#ahmetcobain #ghostcut. . . . .@garagehairrepairstudio @garagecaddebostan @garagenisantasi @garageizmir @mustinnn @onur_camur @guneyaslanofficial @gokhanunlu_ @garage_superman @tanerizmm @zulfikarozen @emreyaz83 @bymustafarsln @makeup_zubeydekayci @busactambenlik @caglar_caglayann @azizakbabaofficial @oknnklcc @garagehairmetin @buleentakcay @idilbirincimakeup @sedat.taskiran @merthannn @merthannn1 @mavissekerr @aynur_nail_art @cagla_sertgel @alevmesee @yilmazcobain

    Ahmet Çoban - Garage️ (@garagehairrepairstudio)'in paylaştığı bir gönderi ()

     

    Ya da diyelim ki saçınızda severek kullandığınız bir renk açma işleminiz var ama orta kısımlarda saçlarınızın zemini nedeniyle kızarmalar oluyor ve bakırlaşan teller saçınızın tamamını kötü gösteriyor. Normalde bunu düzelttirmek için sıfırdan aynı işlemi düzenli olarak yaptırmak gerektiği düşünülür ama hayır biz bu sorunu da aslında bölgesel uygulanan, doğru geçiş işlemleri ile aşabiliyoruz.  

    Benim için önemli olan saçınıza olabildiğince az kimyasal değdirmek. Böylece saçlarınızın daha az yıpranmasını sağlamak. Çünkü evinizin sağlam temeli gibi (ya da iyi arkadaşlıkların) saçlarınızdaki boya, ombre hatta fön gibi işlemleri iyi gösteren sağlıklı bir temeldir.  

    İşte bir süredir sürekli bahsettiğim ve sosyal medyada sektörün popüler sözü haline gelen “geçiş” kelimesini üzerine bastıra bastıra tekrarladığımda ben aslında bunları anlatmak istiyorum. Eğer saçınızın geçişlerinden memnun değilseniz ya da böylesine lokal dokunuşlarla bir yeniliğe, düzeltmeye ya da doğallığa dönüşe ihtiyacınız varsa bizden bir tanışma randevusu alın. Gelin konuşalım, size en yakışanı beraberce bulalım. 

    Sevgilerimle, 

    Ahmet